Cursor by nuthinbutnet.net



Hoş Geldiniz! Aşağıdaki kategorilerden birini seçerek başlayabilirsiniz.İyi Eğlenceler!!!

BiRuNi

Biruni hastalıkları tedavi konusunda değerli bir uzmandı. Yunan ve Hint tıbbını incelemiş, Sultan Mes'ud'un gözünü tedavi etmişti. Otların hangisinin hangi derde deva ve şifa olduğunu çok iyi bilirdi. Eczacılıkla doktorluğun sınırlarını çizmiş, ilaçların yan etkilerinden bahsetmiştir.

Bîrûnî, Cebir, Geometri ve Coğrafya konularında bile o konuyla ilgili bir âyet zikretmiş, âyette bahsi geçen konunun yorumlarını yapmış, ilimle dini birleştirmiş, fennî ilimlerle ilahî bilgilere daha iyi nüfuz edileceğini söylemiş, ilim öğrenmekten kastın hakkı ve hakikatı bulmak olduğunu dile getirmiş ve "Anlattıklarım arasında gerçek dışı olanlar varsa Allah'a tevbe ederim. Razı olacağı şeylere sarılmak hususunda Allah'tan yardım dilerim. Bâtıl Şeylerden korunmak için de Allah'tan hidayet isterim. İyilik O'nun elindedir!" demiştir.

Hayatı

Yaşadığı çağa damgasını vurup "Biruni Asrı" denmesine sebep olan zekâ harikası bilgin 973 yılında Harizm'in merkezi Kâs'ta doğdu. Esas adı Ebû Reyhan b. Muhammed'dir. Küçük yaşta babasını kaybetti. Annesi onu zor şartlarda, odunsatarak büyüttü. Daha çocuk yaşta araştırmacı bir ruha sahipti. Birçok kOnuyu öğrenmek için çılgınca hırs gösteriyordu. Tahsil çağına girdiğinde Hârizmşahların himayesine alındı ve saray terbiyesiyle yetişmesine özen gösterildi. Bu aileden bilhassa Mansur, Bîrûnî'nin en iyi bir eğitim alması için her imkânı sağladı.

Bu arada İbni Irak ve Abdüssamed b. Hakîm'den de dersler alan bilginimizin öğrenimi uzun sürmedi, daha çok özel çabalarıyla kendisini yetiştirdi. Araştırmacı ruhu, öğrenme hırsı ve sönmeyen azmiyle birleşince 17 yaşında eser vermeye başladı. Fakat Me'mûnîlerin Kâs'ı alıp Hârizmşahları tarihten silmeleriyle Bîrûnî'nin huzuru kaçtı, sıkıntılar başladı ve Kâs'ı terketmek zorunda kaldı. Ancak iki yıl sonra tekrar döndüğünde ünlü bilgin Ebü'lVefâ ile buluşup rasat çalışmaları yaptı.

Daha sonra hükümdar Ebü'lAbbas, sarayında Bîrûnî'ye bir daire tahsisedip, müşavir ve vezir olarak görevlendirdi. Bu durum, hükümdarların ilme duydukları derin saygının göstergesi, bilginimizin de devlet başkanları yanındaki yüksek itibarının belgesiydi.

Gazneli Mahmud Hindistan'ı alınca hocalarıyla Bîrûnî'yi de oraya götürdü. Zira onun yanında da itibarı çok yüksekti. "Bîrûnî, sarayımızın en değerli hazinesidir'derdi. Bu yüzden tedbirli hünkâr, liyakatını bildiği Bîrûnî'yi Hazine Genel Müdürlüğü'ne tayin etti. O da orada Hint dil ve kültürünü bütünüyle inceledi. Üstün dehasıyla kısa sürede Hintli bilginler üzerinde şaşkınlık ve hayranlık uyandırdı. Kendisine sağlanan siyasî ve ilmî araştırmalarına devam etti. Bir devre adını veren, çağını aşan ilmî hayatının zirvesine erişti. Sultan Mes'ud, kendisine ithaf ettiği Kanunu Mes'ûdî adlı eseri için Bîrûnî'ye bir fil yükü gümüş para vermişse de o, bu hediyeyi almadı.

Son eseri olan Kitabü'sSaydele fi't Tıb'bı yazdığında 80 yaşını geçmişti. Üstad diye saygıyla yâd edilen yalnız İslâm âleminin değil, tüm dünyada çağının en büyük bilgini olan Bîrûnî, 1051 yılında Gazne'de hayata gözlerini yumdu.

Kişiliği

Bîrûnî, "Elinden kalem düşmeyen, gözü kitaptan ayrılmayan, iman dolu kalbi tefekkürden dûr olmayan, benzeri her asırda görülmeyen bilginler bilgini bir dâhiydi. Arapça, Farsça, Ibrânîce, Rumca, Süryânice, Yunanca ve Çinçe gibi daha birçok lisan biliyordu. Matematik, Astronomi, Geometri, Fizik, Kimya, Tıp, Eczacılık, Tarih, Coğrafya, Filoloji, Etnoloji, Jeoloji, Dinler ve Mezhepler Tarihi gibi 30 kadar ilim dalında çalışmalar yaptı, eserler verdi.

Onun tabiat ilimleriyle yakından ilgilenmesi, Allah'ın kevnî âyetlerini anlamak, kâinatın yapı ve düzeninden Allah'a ulaşmak, Onu yüceltmek gâyesine yönelikti. Eserlerinde çok defa Kur ân âyetlerine başvurur, onların çeşitli ilimler açısından yorumlanmasını amaçlardı. Kurân'ın belâğat ve i'cazına olan hayranlığını her vesileyle dile getirdi. İlmî kaynaklara dayanma, deney ve tecrübeyle ispat etme şartını ilk defa o ileri sürdü.

İbni Sinâ'yla yaptığı karşılıklı yazışmalarındaki ilmî metod ve yorumları, günümüzde yazılmış gibi tazeliğini halen korumaktadır. Tahkîk ve Kanûnı Mes'ûdî adlı eserleriyle trigonometri konusunda bugünkü ilmî seviyeye tâ o günden, ulaştıgı açıkça görülür. Bu eser astronomi alanında zengin ve ciddî bir araştırma âbidesi olarak tarihe mal olmuştur. İlmiyle dine hizmetten mutluluk duymaktadır.

Gazne'de kıbleyi tam olarak tespit etmesi ve kıblenin tayini için geliştirdiği matematik yöntemi dolayısıyla kıyamet günü Rabb'inden sevap ummaktadır. Ayın, güneşin ve dünyanın hareketleri, güneş tutulması anında ulaşan hadiseler üzerine verdiği bilgi ve yaptığı rasatlarda, çağdaş tespitlere uygun neticeler elde etti. Bu çalışmalarıyla yer ölçüsü ilminin temellerini sekiz asır önce attı. Israrlı çabaları sonunda yerin çapını ölçmeyi başardı. Dünyanın çapının ölçülmesiyle ilgili görüşü, günümüz matematik ölçülerine tıpatıp uymaktadır. Avrupa'da buna BÎRÛNI KURALI denmektedir.

Newton ve Fransız Piscard yaptıkları hesaplama sonucu ekvatoru 25.000 mil olarak bulmuşlardır. Halbuki bu ölçüyü Bîrûnî, onlardan tam 700 yıl önce Pakistan'da bulmuştu. O çağda Batılılardan ne kadar da ilerideymişiz.

Biruni, hastalıkları tedavi konusunda değerli bir uzmandı. Yunan ve Hint tıbbını incelemiş, Sultan Mes'ud'un gözünü tedavi etmişti. Otların hangisinin hangi derde deva ve şifa olduğunu çok iyi bilirdi. Eczacılıkla doktorluğun sınırlarını çizmiş, ilaçların yan etkilerinden bahsetmiştir.

Daha o çağda Ümit Burnu'nun varlığından söz etmiş, Kuzey Asya ve Kuzey Avrupa'dan geniş bilgiler vermişti. Christof Coloumb'dan beş asır önce Amerika kıtasından, Japonya'nın varlığından ilk defa sözeden O'dur.

Dünyanın yuvarlak ve dönmekte olduğunu, yerçekimin varlığını Newton'dan asırlarca önce ortaya koydu. Henüz çağımızda sözü edilebilen karaların kuzeye doğru kayma fikrini 9.5 asır önce dile getirdi.

Botanikle ilgilendi, geometriyi botaniğe uyguladı. Bitki ve hayvanlarda üreme konularına eğildi. Kuşlarla ilgili çok orjinal tespitler yaptı. Tarihle ilgilendi. Gazneli Mahmud, Sebüktekin ve Harzem'in tarihlerini yazdı. Bîrûnî, ayrıca dinler tarihi konusuna eğildi, ona birçok yenilik getirdi. Çağından dokuz asır sonra ancak ayrı bir ilim haline gelebilen Mukayeseli Dinler Tarihi, kurucusu sayılan Bîrûnî'ye çok şey borçludur.

Bîrûnî, felsefeyle de ilgilendi. Ama felsefenin dumanlı havasında boğulup kalmadı. Meseleleri doğrudan Allah'a dayandırdı. Tabiat olaylarından sözederken, onlardaki hikmetin sahibini gösterdi. Eşyaya ve cisimlere takılıp kalmadı.

Bîrûnî, Cebir, Geometri ve Cografya konularında bile o konuyla ilgili bir âyet zikretmiş, âyette bahsi geçen konunun yorumlarını yapmış, ilimle dini birleştirmiş, fennî ilimlerle ilahî bilgilere daha iyi nüfuz edileceğini söylemiş, ilim öğrenmekten kastın hakkı ve hakikatı bulmak olduğunu dile getirmiş ve "Anlattıklarım arasında gerçek dışı olanlar varsa Allah'a tövbe ederim. Razı olacağı şeylere sarılmak hususunda Allah'tan yardım dilerim. Bâtıl şeylerden korunmak için de Allah'tan hidayet isterim. İyilik O'nun elindedir!" demiştir.

Eserleri halen Batı bilim dünyasında kaynak eser olarak kullanılmaktadır. Türk Tarih Kurumu 68. sayısını Bîrûnî'ye Armağan adıyla bilginimize tahsis etti. Dünyanın çeşitli ülkelerinde Bîrûnî'yi anmak için sempozyumlar, kongreler düzenlendi, pullar bastırıldı. UNESCO'nun 25 dilde çıkardığı Conrier Dergisi 1974 Haziran sayısını Bîrûnî'ye ayırdı. Kapak fotoğrafının altına, "1000 yıl önce Orta Asya'da yaşayan evrensel dehâ Bîrûnî; Astronom, Tarihçi, Botanikçi, Eczacılık uzmanı Jeolog, Şair, Mütefekkir, Matematikçi, Coğrafyacı ve Hümanist" diye yazılarak tanıtıldı.

Yorum (yok) Yorum yaz!

Albert Einstein

Albert Einstein

 
 
 
En ünlü fizikçinin kim olduğu bir kimseye sorulduğunda; cevap büyük olasılıkla Albert Einstein olacaktır. 1905'de; Einstein, fiziğe bakışımızı değiştirecek olan beş makale yayınladı. Onun modern fiziğe büyük katkısından dolayı, makalelerinin yüzüncü yılı anısına, 2005 Dünya Fizik Yılı için tema olarak "21. yüzyılda Einstein" alınması kararlaştırıldı.
 
 
Einstein içine kapanık, oyundan hoşlanmayan, geç konuşmuş (bazı rivayetlere göre 4 yaşında) bir çocuktu. Bu yalnızlık döneminin izlerini tüm yaşamı boyunca korudu. Annesi Paulin' in isteği üzerine 6 yaşında keman dersleri almaya başladı. Klasik müzik kültürü, yaşamı boyunca onun için dinlendirici bir uğraş olacaktı.
 
Cep pusulasının esrarıyla  soru sormaya başladı. Bir pusulanın iğnesi neden hep aynı yönde dönüyordu? 4-5 yaşlarında kendisine sorduğu bir soruydu bu. 12 yaşına geldiğinde Pisagor teoremiyle tanıştı ve  görünürdeki karmaşıklığa karşın bir dizi olgunun basit bir açıklaması olacağına inanmaya başladı. Liseye yazıldı. Sonra 1894' te babasının işi bozuldu ve aile, İtalya' nın Milano kentine göç etti. 
 
Einstein da Bir Zamanlar Üniversite Sınavını Kazanamamıştı!

     Einstein,  bir delikanlı olarak pek az zeka umudu verdi. Bir öğretmeni “sen asla bir şey olamayacaksın Eistein” sözleri üzerine katı bir disiplini ve skolastik eğitim uygulayan Alman okul sistemini terk  etti.  16 yaşında iken Zürih Teknik Üniversitesi'ne girmek istedi. Ama matematik dışındaki konularda -modern diller, zooloji ve botanik bilgisi- eksik olduğu için üniversiteye alınmadı. Ancak o yılmadı. Bir liseye devam etti, lise diploması aldı, 1896' da Zürih Teknik Üniversitesi' nin fizik ve matematik öğretmeni yetiştiren bölümüne kaydolmayı başardı .

   Zürih Teknik Üniversitesi, onun düşüncelerini şekillendirdi. Öğrenime başladığı zaman büyük matematikçi Hermann Minkowski  ile karşılaştı. Her bilim adamının iyi bir öğretmen olduğu söylenemez. Einstein, Minkowski' nin derslerini pek ilgi çekici bulmadı; ama kuramlarının matematiksel formülasyonunda Minkowski, ona esin kaynağı oldu. Doğrusu, Minkowski de o zamanlar Einstein’i sevmiyordu, çünkü ona “tembel köpek” diyordu.

    Einstein, Teknik Üniversiteden 1900' de mezun oldu; İsviçre vatandaşlığına geçti; kısa bir süre öğretmenlik yaptı. Disipline karşı tutumu yüzünden öğrencilerin tarafından çok sevilen, fakat başarısız bir öğretmendi. Einstein Halya’da bir tatilden sonra, eğitimini İsviçre Federal Politeknik Okulu’nda 1901'de tamamladı; çok az derse girdiği halde, bir arkadaşının tuttuğu mükemmel ders notları sayesinde kursları geçmeyi başardı. Einstein akademik bir görev  bulamayınca, 1902' de İsviçre' nin  Bern kentindeki patent bürosunda memur ("üçüncü sınıf teknik uzman") olarak çalışmaya başladı. Görevi, bürodan onay almak üzere teslim edilmiş birçok icat arasından seçim yapmaktı.

 
 
   1879- 14 Mart'ta Almanya‘nın Ulm kentinde doğdu.

1880- Babası Hermann Einstein elektrik malzemeleri üreten bir fabrikada iş bulduğundan Münih'e taşındılar. Yavaş gelişen, hatta konuşmayı da geç öğrenen Albert, bir katolik okulunda öğrenime başladı. Okulda durgunluk, çekingenlik ve hatta ilgisizlikten başka dikkati çeker tarafı yoktu. Orta öğrenimi de kendisi için çok olumsuz bir hava içerisinde geçti.
 
1888- Luitpold Lisesine başladı.

1894- Ailesi İtalya'ya giderken kendisi Almanya'da kaldı ve sıkıntıdan okulunu bitiremedi.

1895- İtalya'daki ailesine katıldı, Zürih'teki ETH sınavlarında başarısız olduğundan İsviçre'nin Aarau kentine gitti. 
 
 1896- Liseyi Zürih’in Aarau kentinde bitirdi. Zürih'teki ETH’nın (Isviçre Federal Teknoloji Enstitüsü) fizik ve matematik öğretmeni yetiştiren bölümüne yazıldı.
 
  
 
 


1900
EHT’yi altı tam puan üzerinden 4.91 ortalama ile bitirmesine rağmen başvurduğu hiçbir profesör, ilgisizliği yüzünden Einstein’ı asistan olarak almayı kabul etmemişlerdi.

1901
İsviçre vatandaşı oldu. Varis ve düz taban oluşunu öne sürerek askerlik yapmayı reddettiğinden geçici olarak öğretmenlik yaptı.

1902
Üçüncü sınıf teknik uzman olarak 3500 SwFr maaşla Bern Patent Ofisinde göreve başladı. Aynı zamanda Zürihte burslu öğrenciyken gayrimeşru kızı Lieserl doğdu.
 
  
1903
6 Ocakta Mileva ile evlendi.

1904
14 Mayısta ilk oğlu Hans Albert doğdu.

1905
Einstein'nın harika yılı:
Zürih Üniversitesinde moleküler boyutluluk üzerine doktora tezi kabul edildi. Annalen der Physik dergisinde ikisi özel relativite, biri kuantum teorisi ve biri de Brownian hareketi üzerine olmak üzere 4 makalesi kabul edildi.
 
1906
İkinci sınıf teknik uzman kadrosuna terfi etti ve maaşı 4500 SwFr oldu.

1907
Einstein'nın “hayatımın en mutlu fikri” dediği gravitasyonel alanın ivmelenmeye eşit olduğu yani genel relativite düşüncesini geliştirdi.
 
 
Einstein ve Birinci Ei Mileva  
Einstein ve birinci Eşi Mileva
1909
23 Ekimde Patent ofisinden istifa ederek Zürih Üniversitesinde doçent olarak çalışmaya başladı.
1910
28 Temmuzda ikinci oğlu Eduard doğdu.

1911
Prag’da Alman Üniversitesinde Profesör olarak çalışmaya başladı.

1912
İsviçreye Profesör olarak geri döndü.
 
1914
Aralarında Nernst ve Planck gibi birçok ünlü fizikçinin bulunduğu Berlin’deki Kayzer Wilhelm Bilim Kurumunda Profesör olarak çalışmaya başladı. Ayrıldığı eşi Mileva oğullarıyla birlikte Zürih’e döndü. Einstein bu yüzden bir bekar dairesinde yaşamaya başladı. 


1915-
Genel relativite teorisini tamamladı. Bu teori ile uzay ve zaman için eski teorileri alt üst eden yeni bir çekim anlayışı ortaya koydu. Aynı zamanda Halkı “Avrupalılara” katılmaya çağıran savaş karşıtı manifestoyu imzaladı.

1916-
Birincisi gravitasyonel dalgalar ve diğeri kendiliğinden ve uyarılmış ışığın emilimini içeren 10 makale yazdı. “The Origins of the General Theory of Relativity” dergisini yayınladı. “Alman Fizik Topluluğu”nun Max Plank'tan sonraki başkanı oldu.
 
    



1917-

Berlinde Kaiser-Wilhelm Enstitüsünün kurucu başkanı oldu. İkizler paradoksu üzerine makale yazdı, kozmolojik sabiti ortaya attı. Aşırı çalışması karaciğer sorunlarına, mide ülserine ve sarılığa yol açtı. Bu hastalıklar yüzünden aylarca yatakta kaldı, bu süre boyunca ona kuzeni Elsa Einstein Löwenthal baktı.

1919-
Elsa ile 2 Haziranda evlendi. Mileva ile boşanma anlaşmasına alacağı Nobel Ödülünden alacağı paranın Mileva'ya verileceği şartı yazıldı. Güneş tutulmasını gözleyenler güneşin yıldızlardan gelen ışığı eğeceği öngörüsünü doğruladılar.
Einstein ve ikinci Ei Elsa
Einstein ve ikinci Eşi Elsa
 
 
 
   1921-
Einstein, şöhretinin, Alman hükümetindeki yahudi karşıtı milliyetçiliğin artması ve Kudüs’teki Hebrew Üniversitesine para toplamak amacıyla Amerika’ya gitti. Aynı zamanda Uluslararası Ticaret Birliği kongresine katıldı.
 

1922-
1921 Nobel Fizik Ödülüne “Teorik fiziğe yaptığı katkılar ve özellikle fotoelektrik olayı bulduğu için” layık görüldü. Para ödülü olan 32000$ ‘ın Mileva'ya verilmesini istedi. Birleşik alanlar teorisi üzerine ilk makalesini tamamladı.
 
 
1924-
Einstein Enstitüsü Potsdam'da kuruldu. Einstein, Bose-Einstein yoğunlaşmasını öngördü.



1927-
Brükseldeki 50. Solvay Kongresine katıldı ve Neils Bohr ile kuantum teorisini tartışmaya başladı.

 
1933
Nazilerin başa geçmesiyle Almanya'yı terk ederek Prinstondaki “Advenced Study” Enstitüsüne katıldı. Kozmolojik sabiti reddetti.

1935
Boris Podolsky ve Nathan Rosen ile kuantum teorisine karşı keskin makaleler yazdı.

1936
Eşi Elsa vefaat etti.
1939
Bakşan Roosevelt'i atom bombasının tehlikelerine karşı uyarmak için yazılan mektubu imzaladı.
 

  

1940
İsviçre vatandaşlığından ayrılmadan Amerikan vatandaşı oldu.

1944
65 yaşında Princeton'dan emekli oldu. 1905'de yazdığı özel relativite makalesini müzayede için yazıya döktü.

1946
Atomik Bilimadamları Acil Komitesinin başkanı oldu. Dünya devletleri örgütünün kurulması çağrısında bulundu.

1952
İsrail başbakanı olması için İsrail Başbakanı tarafından teklif edildi ve red etti.

1955
Halkları nükleer silahlardan haberdar etmek için “Russell-Einstein Manifestosunu” imzaladı.

18 Nisanda saat 01'de Princeton'da aort yırtılmasından öldü. Beyni Thomas Harvey tarafından çıkartılıp, bedeni krematoryumda yakıldı.

Fiziğe getirdiği yeniliklerle bilimin gözlerini açmasında Einstein  hiç kuşkusuz çok önemli bir role sahiptir.
 
 

Yorum (yok) Yorum yaz!

Louis Pasteur

       1846'da Ecole Normale Superiéur'ün fen bölümünü bitirdi. 1847'de fizik ve kimya dalında doktora derecesini alan Pasteur, bu yıllarda izomerlik, kristal yapı ve optik etkinlik konularındaki çalışmalarıyla adını duyurmayı başardı. 1848'de Strasbourg Fen Fakültesi'nde yardımcı kimya profesörlüğüne yükseltildi. 1854'te Lille Fen Fakültesi'nde kimya profesörlüğüne ve Ecole Normale'de kurulmasını istediği araştırma laboratuarının yöneticiliğine getirildi. Bu laboratuarda, 1871'de şarbon, tavuk kolerası ve kuduz gibi virütik hastalıklar, bağışıklık mekanizması ve aşı hazırlama teknikleri üzerinde çalışmaya başlayan Pasteur, kuduz köpekler üzerindeki incelemelerini daha güvenli bir ortamda yapabilmek için 1885'te eski bir imparatorluk şatosunu amaca uygun olarak düzenleyerek, Pasteur Enstitüsü'nün çekirdeğini oluşturdu.

Pasteur, Strasberg'li Marie Laurent ile evlendi. Marie'nin eşini, araştırmalarını her şeyin üstünde tutması için özendirmesi sayesinde Pasteur, laboratuar çalışmaları üzerinde yoğunlaşabiliyor ve işine gereken zamanı ve önemi verebiliyordu.

Yorum (yok) Yorum yaz!

Alexander Graham Bell

Alexander Graham Bell (3 Mart 1847, Edinburgh2 Ağustos 1922, Baddeck), İskoçya asıllı Kanada'lı bilimadamı, mucit ve sanayici. Telefonu icat eden kişi olarak tanınır.

Telefonun patentini 7 Mart 1876'da aldı. İlk telefon şirketi olan Bell Telefon Şirketi'ni 1877'de kurdu. Bell Telefon Şirketi bugün ABD'nin en büyük şirketlerinden biridir. Ayrıca kendi geliştirdiği fonograf için bir, hava araçları için beş, hidrouçaklar için dört ve selenyum piller için de iki patenti vardır.

Babası kendini sağır ve dilsiz insanların sorunlarıyla uğraşmaya adamıştı. Bu nedenle Bell, küçük yaştan itibaren, daha sonradan çok işine yarayacak olan ses bilgisi konusunda epey bilgiye sahip oldu. Bell de kendini, sağır öğrencilerin, dolaylı olarak da olsa, seslerin dünyasını kavramaları ve yaşamalarına adadı ve ilk olarak Boston'daki Sağır ve Dilsizler Okulunda çalışmaya başladı.

Bell, telgraf şirketlerinin çıkmazı olan, bir hat üzerinde aynı anda yalnızca tek bir mesajın iletilmesi sorununa çözüm arayacak çalışmaya başlamıştı. Başlangıçta çoklu bir telgraf geliştirmeyi istiyordu. Bell, ses tellerinin ve kulak zarının titreşimlerinden yola çıkarak, insan sesindeki frekansı elde ederek, bunları elektrik sinyali biçiminde bir telden iletmenin olanaklı olup olmadığını araştırıyordu. Bunun için de diyafram adı verilen bir aletle, yapay bir kulak zarı yaratmanın gerekli olduğu sonucuna vardı. Diyafram, hem konuşma sesiyle titreşim oluşturabilecek, hem de elektrik akımı yaratan küçük değişikliklere tepki verebilecek kadar ince bir tabakaydı. Tam ortasına da diyaframla birlikte hareket eden bir manyetik zar yerleştirdi. Ses titreşimleriyle oluşan değişiklikler, alıcı merkeze ulaştığında, alıcının diyaframında titreşime neden olarak, sinyalleri yeniden sese çeviriyordu.

En değerli patentlerden biri olan telefonun patentini Bell, 7 Mart 1876'da, 29. yaş gününden dört gün sonra aldı ve ilk telefon konuşmasını New York-Chicago hattında yaptı. İlk telefon şirketi olan Bell Telefon Şirketi de 1877'de kuruldu. Bell yalnızca telefonun patentini almadı, o çok yönlü bir araştırmacı ve mucitti. Kendi geliştirdiği fonograf için bir, hava araçları için beş, hidrouçaklar için dört ve selenyum piller için de iki patenti vardır.

Alexander Graham Bell aşırı büyük üç boyutlu kutu uçurtmaları kullanarak insan taşımayı başarmış ve bu çalışmaları sadece denemelerini yaptığı istasyonun yanındaki nehri karşıdan karşıya geçmek amacıyla kullanmıştır. Graham Bell, kutu uçurtmadan esinlenerek ilk hidrofil botu yaratırken Wright Kardeşlerin uçak tasarımı çalışmaları I. Dünya Savaşı sonuna kadar devam etmiştir.

Yorum (yok) Yorum yaz!

Galileo Galilei

Galileo Galilei, (d. 1564 – ö. 8 Ocak 1642). Modern fiziğin ve teleskobik astronominin kurucularından olan İtalyan bilim adamı.

1564'te İtalya'nın Pisa şehrinde doğdu. Dönemi­nin tanınmış müzikçilerinden Vincenzo Galile­i'nin oğlu olan Galileo, ilk tahsilini Floransa'da yaptı. 1581'de Pisa Üniversitesinde tıp tahsiline başladı, ancak parasızlıktan okulu terk etti. 1583'ten itibaren matematiğe ilgi duyan Galileo, bu konudaki çalışmaları sayesinde 1589'da Pisa'da profesörlük elde etti.

Sarkacın, yüzen cisimlerin ve hareketin Aristo fiziğinden farklı bir düşünceyle matematiksel olarak ele alınması gerektiğine inanan Galileo, Pisa Kulesinden ağırlık düşürerek Aristo'nun yan­lışlığını açıkça gösterdi. Bu davranışı yaşlı profe­sörlerle anlaşmazlığa düşmesine sebep oldu. 1592'de Pisa'yı terk ederek, Padova Üniversitesi matematik kürsüsüne geldi.

1597'de pratikte çok faydası olan pusulayı ticari olarak piyasaya arz etti. 1600 senesinden hemen sonra ilkel bir termometre, insan kalp atışının ölçümünde kullanılmak üzere bir sarkaç ve 1604'te serbest düşüşün matematik kanunlarını keşfetti. Ancak düzgün ivmeli hareket kavramı hatalıydı. 1609'da Hollanda'da teleskopun bulunduğunu işitti. Kendisi daha ileri bir alet yaparak bunu astronomi gözlemlerinde kullandı. 1610' da aydaki dağlar, yıldız kümeleri ve Samanyolu üzerine ilk tespitlerini yayınladı. Bu arada Jupiter'in dört uydusunun varlığını bildirdi. Bu kitabı çok ilgi uyandırdı ve Floransa'da saray matematikçisi olmasını sağladı. Hemen sonra Venüs gezegeninin devreleri ve Satürn’ün şekli hakkında bilgi verirken, astronomideki Ptolemy (Batlamyus) sistemini tartıştı.

1611'de Roma'ya gitti ve oradaki Bilim Akademisi'ne üye seçildi. Floransa'ya dönüşünde hidrostatik üzerine pek çok profesörün itirazına sebep olan kitabı ile 1613'te güneş lekeleri üzerine yazdığı eserini yayınladı. Bu eserinde Kopernik sistemini açık bir şekilde müdafaa etti. Bundan dolayı papazların ağır hücumuna uğradı. 1615'te bizzat Roma'ya giderek iddiasını müdafaa eti. Ancak 1616'da Papa Beşinci Paul tarafından kitaplarını tetkik için bir komisyon kuruldu. Bu komisyon Galileo'nun kitaplarını yasaklamadı. Sadece dünyanın döndüğü iddiasından vazgeçmesini istedi.

Galileo, bir müddet bilimin pratik yönüne döndü, mikroskobu geliştirdi. Ancak 1618'de üç kuyruklu yıldızın görülmesiyle kiliseyle münakaşaya girdi. Arkadaşının Sekizinci Urban olarak Papa seçilmesinden cesaret alarak yazdığı "İki Kainat Sistemi Üzerine Konuşmalar" adlı eserini 1632'de yayınladı. Ancak kitabı daha önce yapılan uyarılarla çeliştiği söylentilerine rağmen Roma’da mahkemeye çağrıldı. 1633'te bu kitap yasaklandı ve kendisi müebbet hapse mahkum edildi.Yetmiş yaşında hapsedilen Galileo'nun gözleri kör oldu ve 1642 yılında hapiste öldü.

Yorum (yok) Yorum yaz!

Giriş Sayfanız Yapın